ÇAY BAHÇESİ

Her yaş grubu için buluşma alanı olan açık hava mekanı. Bana göre çeşit çeşit insanların akın edebildiği, türlü türlü hayatların karakterlerine yansıttıkları davranışları gözlemleme noktası. Kuşburnunun aslında Çiller olduğunu -Tansu Çiller içtiği için emekli grubun çiller çayı demesi-  keşfettiğim yer.
Sınavdan sonra çay bahçesinde çalışma fırsatım oldu. Bu yenilik hayatıma tahmin edemeyeceğim kadar anlamlı ve kalıcı izler bıraktı. O kadar anlamlı ki bazı şarkıların hatrı bile oluştu zihnimde. Her çeşit insan gelir, farklı farklı huylarını tanır ona göre müşteri memnuiyeti oluşturulur. Garsonluk yaptığım çay bahçesi o kadar sevildi ki bulunduğum yerde, çoğu kişilerin düzenli mekanları olmuştu. Artık hangi müşterinin hangi saatte geleceğini ne istediğini ezberler olmuştuk. En sevdiğim yaş grubu emekli yaş grubuydu. Kimi çok huysuz kimi çok kibar birçok yaşlıya hizmet verdi bu çay bahçesi. Bu sayede biz de zıt insanların aynı ortamdaki farklılıklarını gözlemleyebildik.
Hayatta en iyi yapabildiğim şey gözlem yapmak. İnsanları izlemek, dinlemek ve kafamda kurmak. Hayatlarının nasıl olduğunu, onları var eden hikayeler neler hep anlamak ve gözlemlemek tatmin eder ruhumu. Bunu hep soğukkanlı bir şekilde düşünerek yaparım. Ama bu emekli yaş grubuna karşı bu kadar soğukkanlı olamıyordum. Çünkü yüzlerindeki her çizgide birçok öykü saklıydı. Bu sebeple onlara karşı hep olduğumdan daha çok samimi davranıp iletişim kurmak istedim. Öyle de oldu.
Ayaküstü masadaki boşları almaya gittiğimde benim nerede okuduğumu, adıma kadar sorup sohbet eden ve içten dualarını aldığım insanlar oldu. Bu hayatımın en zor en içten yalnız hissettiğim dönemime de denk gelse beni hep motive etti. Bu yakınlık sayesinde tanıyabildiğim kadar hayat tanıdım. Gözlem yaptığımın en zirvesi oldu. Yaş aralığı fark etmedi. 97 yaşında olup gelen amca bile vardı aralarında.

 Zorlandığım noktalar da oldu. Huysuzlanıp kötü davrananlar gibi. Ama bu hiçbir zaman gözlemelerime engel oluşturmadı. Geçen sefer her gün gelen amca grubumuzdan biriyle karşılaştım. Samimi olduğumuz ama saygıdan resmi iletişimimize dayanarak yine ayaküstü konuştuk ve aralarından birisinin vefat ettiğini söyledi. Bunu duyunca çok üzüldüm. İçime dokundu. Beni etkileyen, o insanın bir daha asla o grupta olmayacağını gözlemlemem miydi bilmiyorum ama duraksadım ve hayatın ne kadar garip olduğunu hatırladım. Çok garip. Hayatımda olmasa da dün vardı ve bugün yok. Onun yokluğunu benim gibi bir öğrenci garson bile hissedecekti. Bu yaz çalışsam da çalışmasam da mutlaka o çay bahçesine gidip görmek isterim. Hala kesme şeker devamlı gelen müşterilerin masasına mı koyuluyor, peynirli gözleme yiyen amca yaşıyor mu, hala kuşburnuna Çiller Çayı deniliyor mu ve daha nicesi...

Yorumlar

Popüler Yayınlar