NAİLE HALA
Sevgi. Çiçek sular gibi yüreğinizden insanlara bakmanızdır. Sözlük anlamı bu olmasa da ben böyle bakarım konuya. Sabittir. Sevmenin azı çoğu olmaz. İçinde sevgi olan her insan seviyorum diyebilmeli yaşadığı sürece...
Sevgi varlık üzerinde herhangi bir şeye sunulabilir. Ben okuduğum kitapları çok sevebilir onlara özenle yaklaşabilirim. Benim gibi bir başkası da işini sevebilir kusursuz olmasına özen gösterebilir. Bu vermiş olduğum basit, sıradan bir örnek özünde. Her şey buraya kadar güzel. Sevgi böyle. Peki ya sevgisizlik? Çiçeği susuz bırakmak, hayata küstürmek... Cümlenin devamında tüm kötü hareketler getirilebilir. İlk yazımda çiçeklerin gözünden bakacağımı bahsetmiştim. Bu hikayede anneannemin yaş farkından dolayı hala diye tabir ettiği kuzeni meşhur Naile haladan bahsedeceğim.
Bu çiçeğimiz filizlenememiş aksine solmuştur. Örnekte verdiğim gibi yüreğinden bakmasını bilmeyenler yüzünden. Babası yüzünden. Kendi öz babası yüzünden afyon sütü içerek 17 yaşında sessizce veda eden Naile Hala. Kim bilir ne çok çiçek vardır solan, solmak üzere olan veya solmamak için direnen. İşte sevgi ne kadar dirayetliyse, sevgisizlikte bir o kadar kuvvetlidir.
Naile halam ve ikizi İsmet halam. Benim anneannemler Selanik göçmeni olduklarından anneannemler tarafım boylu poslu renkli gözlü. O zamanlara göre bu güzellik toplumda çarpıcıymış. Doğal olarak bu kardeşlerin -anneannemin anlattığına göre de- birbirinden güzel olmaları söz konusu. Bu ikizlerde öylesine güzel ve zariflermiş işte. Anneannem ikisini de çok severmiş ama Naile halamın bu hikayesi yine önceki yazılarımda bahsettiğim gibi evrenin kuralı sayesinde öldükten sonra iz bırakabilmiş herkeste. İkisi de kendi halinde ama ikiz olduklarının getirmiş olduğu beraberlik yüzünden hep yan yana olurlarmış. Babaları yani anneannemin eniştesi İsmet halaya daha yakın Naile halaya da bir o kadar uzak duruyormuş. Bu dengesizliğin sebebini kimse bilmiyormuş ama Naile halaya olan sevgisizlik apaçık ortadaymış. Naile halamda farkında ama bunu dillendirmiyormuş daha çok sessiz kalarak içine atarmış. Birgün Naile halam ve İsmet halam pantolon beğenmişler. O zamanlar tabi böyle istekler ayda bir kere çarşıya inildiğinde oluyormuş.
İkisi de dört gözle babalarının o pantolonları almasını bekliyorlarmış. Beklenen gün gelmiş. Kapıdan içeri tek pantolonla gelen baba pantolonu İsmet halama uzatmış. Anneannem bunu anlattığında içimde çok büyük bir boşluk sızladı. Kim bilir Naile halada nasıl oldu. Üstelik babası yüzüne bile bakmayarak devam etmiş hayatına. Bu olayın yaşandığı günün ertesi Naile halanın bahçede cansız bedenini bulmuşlar. Afyonların yetiştiği bahçede. (Afyon yetiştiriyorlarmış sağlık alanında ilgilenenlere sunmak için.) Anneannem Afyon sütü diye hatırlıyor ama Afyon sakızı olarak biliniyor. Afyondan alınan sıvıyı çok tüketmesinden canını vermiş oracıkta.
Günümüzde ölmekte ya da ölmemekte direnenler veya sevgiyi başka yollarda aradığından yaşayarak ölü olan insanlar yer almakta. Sevginin boyutu yoktur. Ama sevgisizliğin boyutu budur. Her çağda sevgiden mahrum bırakılan nice kırılmışlar vardır. Yüreğinden bakmasını bilmeyen, bilmeyecek ya da bilerek yüreğinden bakmayacak kadar gaddar ve kindarlar yüzünden. Birçok insan içinden ölmeye mahkum kalır. Hele öldüren en yakınıysa... Sevgisizlik budur.
Tıp, afyon sakızının öldürdüğünü söyler. Ama Naile halamı öldüren sevgisizliktir.
Sevgi varlık üzerinde herhangi bir şeye sunulabilir. Ben okuduğum kitapları çok sevebilir onlara özenle yaklaşabilirim. Benim gibi bir başkası da işini sevebilir kusursuz olmasına özen gösterebilir. Bu vermiş olduğum basit, sıradan bir örnek özünde. Her şey buraya kadar güzel. Sevgi böyle. Peki ya sevgisizlik? Çiçeği susuz bırakmak, hayata küstürmek... Cümlenin devamında tüm kötü hareketler getirilebilir. İlk yazımda çiçeklerin gözünden bakacağımı bahsetmiştim. Bu hikayede anneannemin yaş farkından dolayı hala diye tabir ettiği kuzeni meşhur Naile haladan bahsedeceğim.
Bu çiçeğimiz filizlenememiş aksine solmuştur. Örnekte verdiğim gibi yüreğinden bakmasını bilmeyenler yüzünden. Babası yüzünden. Kendi öz babası yüzünden afyon sütü içerek 17 yaşında sessizce veda eden Naile Hala. Kim bilir ne çok çiçek vardır solan, solmak üzere olan veya solmamak için direnen. İşte sevgi ne kadar dirayetliyse, sevgisizlikte bir o kadar kuvvetlidir.
Naile halam ve ikizi İsmet halam. Benim anneannemler Selanik göçmeni olduklarından anneannemler tarafım boylu poslu renkli gözlü. O zamanlara göre bu güzellik toplumda çarpıcıymış. Doğal olarak bu kardeşlerin -anneannemin anlattığına göre de- birbirinden güzel olmaları söz konusu. Bu ikizlerde öylesine güzel ve zariflermiş işte. Anneannem ikisini de çok severmiş ama Naile halamın bu hikayesi yine önceki yazılarımda bahsettiğim gibi evrenin kuralı sayesinde öldükten sonra iz bırakabilmiş herkeste. İkisi de kendi halinde ama ikiz olduklarının getirmiş olduğu beraberlik yüzünden hep yan yana olurlarmış. Babaları yani anneannemin eniştesi İsmet halaya daha yakın Naile halaya da bir o kadar uzak duruyormuş. Bu dengesizliğin sebebini kimse bilmiyormuş ama Naile halaya olan sevgisizlik apaçık ortadaymış. Naile halamda farkında ama bunu dillendirmiyormuş daha çok sessiz kalarak içine atarmış. Birgün Naile halam ve İsmet halam pantolon beğenmişler. O zamanlar tabi böyle istekler ayda bir kere çarşıya inildiğinde oluyormuş.
İkisi de dört gözle babalarının o pantolonları almasını bekliyorlarmış. Beklenen gün gelmiş. Kapıdan içeri tek pantolonla gelen baba pantolonu İsmet halama uzatmış. Anneannem bunu anlattığında içimde çok büyük bir boşluk sızladı. Kim bilir Naile halada nasıl oldu. Üstelik babası yüzüne bile bakmayarak devam etmiş hayatına. Bu olayın yaşandığı günün ertesi Naile halanın bahçede cansız bedenini bulmuşlar. Afyonların yetiştiği bahçede. (Afyon yetiştiriyorlarmış sağlık alanında ilgilenenlere sunmak için.) Anneannem Afyon sütü diye hatırlıyor ama Afyon sakızı olarak biliniyor. Afyondan alınan sıvıyı çok tüketmesinden canını vermiş oracıkta.
Günümüzde ölmekte ya da ölmemekte direnenler veya sevgiyi başka yollarda aradığından yaşayarak ölü olan insanlar yer almakta. Sevginin boyutu yoktur. Ama sevgisizliğin boyutu budur. Her çağda sevgiden mahrum bırakılan nice kırılmışlar vardır. Yüreğinden bakmasını bilmeyen, bilmeyecek ya da bilerek yüreğinden bakmayacak kadar gaddar ve kindarlar yüzünden. Birçok insan içinden ölmeye mahkum kalır. Hele öldüren en yakınıysa... Sevgisizlik budur.
Tıp, afyon sakızının öldürdüğünü söyler. Ama Naile halamı öldüren sevgisizliktir.
Yorumlar
Yorum Gönder